AnasayfaHaberGaleriSSSAramaÜye ListesiKullanıcı GruplarıKayıt OlGiriş yap
Son Mesajlar !
Konu Yazan GöndermeTarihi
Paz Tem. 31, 2011 7:55 pm
Paz Tem. 31, 2011 1:58 pm
Salı Tem. 28, 2009 12:35 am
Çarş. Mart 11, 2009 7:05 pm
Ptsi Ara. 15, 2008 12:53 pm

Londra LOST Zirvesi

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek
Yazar Mesaj
ZeL
Admin
Admin
avatar


Yaş : 25 Kayıt tarihi : 10/10/08 Mesaj Sayısı : 863 Nerden : İstanbul/Küçükyalı Lakap : ZeLPropertiesman
REP
REP:
99/100  (99/100)

MesajKonu: Londra LOST Zirvesi Salı Kas. 11, 2008 1:07 pm


“Lost” dizisinin oyuncularından Jorge Garcia (Hurley), Naveen
Andrews (Sayid) ve Terry O’Quinn (John Locke) ile adayı da konuştuk
Fatih Terim’i de





Londra’da Dover Street’teki butik otel Browns’dayım. Digiturk
kanallarından Dizimax’te yayımlanan, en popüler dizilerden “Lost“un
oyuncularıyla röportaj yapmak için dünyanın dört bir yanından gelen
gazetecilerleyim. Elime tutuşturulan krokiyle koridorlarda geziniyorum.
Her oda bir yıldıza ayrılmış.



Önce dizide Iraklı eski bir işkenceci olan Sayid‘i canlandıran
Naveen Andrews gelip oturuyor karşıma. Diğer oyuncular günlük
kıyafetlerleyken Naveen çizgili takım elbise ve beyaz gömlek giymiş.
Saçlarını atkuyruğu yapmış. Havalarda biraz, hafif ukala, az biraz da
alaycı. “Biri rol icabı ölüp diziden ayrıldığında ne hissediyorsunuz?”
diye soruyorum, “Zor oluyor. Çünkü insanlarla ilişki kuruyorsunuz ve bu
birden kesiliyor” diyor. “Veda partisi oluyor mu?” diyorum, adam bir
garipsiyor, dakikalarca gülüyor, “Veda partisi mi? Bu gidişlerini
kutlamak gibi olur; uygunsuz” diyor. Bir sonraki soruma cevap verirken
aklına yine bu geliyor ve arada “Veda partisi mi?” demekten ve kahkaha
atmaktan kendini alıkoyamıyor. Hıristiyanların cenazelerinin bile
kutlama havasında geçtiği düşünülürse (ki bence harika) çok mu garip
“Lost”tan ayrılan birine veda partisi yapma düşüncesi? “Lost”tan
ayrılmak ölümden beter galiba…
Terry O’Quinn, dizideki adıyla John Locke‘ın olduğu odaya giriyorum.
Locke dizideki favori karakterlerimden. Jack ile birlikte lider konumda
olan Locke adanın sihirli güçleri olduğuna inanıyor. Konuştukça O’Quinn
ve Locke aynı kişilermiş gibi geliyor. “Ortak yanlarınız var mı?” diye
sorunca bir dolu şey sayıyor, benziyorlar hakikaten. Türkiye’yle ilgili
pek bir şey bilmiyor ama Josh Holloway (Sawyer) ona “Mutlaka
gitmelisin!” demiş. “Türkiye’de Josh Holloway’e kadınların ilgisini
görmeliydiniz” diyorum, “Josh için bu genelde her yerde öyle” diyor.
Son olarak lanetli sayıların sahibi Hurley‘yi canlandıran Jorge
Garcia‘yla konuşuyoruz. Dedesi vefat etmiş, Garcia hem durgun hem
hüzünlü. Ama Hurley gibi o da karanlıktayken de hayata komik yanından
bakabilen biri. Hayattan çok şey istemiyor, Hawaii’de bir ev ve
piramitleri görmek…







(“Lost”un yeni bölümleri 25 Haziran’da başlıyor.)[4.Sezon,Digiturk’te]







“Türkiye-Çek Cumhuriyeti maçında teknik direktörünüz çok komikti”



Naveen Andrews (Sayid)



-“Lost” size ne kazandırdı, sizden ne götürdü?
Hepimiz daha çok tanındık. Olumsuz yanı ise özel hayatımızın elimizden alınması oldu.



-Sayid olmasaydı hangi karakteri canlandırmak isterdiniz?
Favorim kesinlikle birinci sezondaki John Locke.



-Sayid en sonunda öldürülmeyecek olan bir kadınla beraber olabilecek mi?
Umarım. Sayid gerçekten “İngiliz Hasta”daki Juliette Binoche gibi…



-Sayid’i nasıl görmek isterdiniz?
Biraz deli olsa güzel olurdu. Elbise giyse mesela! Ama Sayid bunun için fazla disiplinli bir adam.



-Kiminle iyi arkadaş oldunuz?
Maggie Grace(Shannon) ama sonra onu öldürdüm.



-People dergisi tarafından dünyanın en güzel erkeklerinden biri seçildiniz. Bu sizi nasıl hissettiriyor?
Gururumu okşuyor ama insanın kendi hakkındaki fikirlerini değiştirmiyor böyle şeyler. Yine aynaya bakıp bunalıma giriyorsunuz.



-Hawaii’yi seviyor musunuz?
Adada 40 hektar arazi aldım, seviyorum ama bu emeklilik planım.



-Ne zaman emekli olmayı düşünüyorsunuz?
Bir an önce. Kim çalışmak ister ki? Gerçekten?



-Nerede kaybolmak isterdiniz?
İtalya. Roma’da kaybolmak pek kolay olmazdı ama…



-Türkiye’ye gelmek istediğinizi duymuştum.
Dün gece harikaydınız! Türkiye-Çek Cumhuriyeti maçını izledin mi?



Maalesef hayır.
-Muhteşem bir maçtı. Teknik direktörü (Fatih Terim) görmen lazımdı. Çok
komikti. Skor 2-1 iken teknik direktörünüz kendini dövüyordu. O maçın
tekrarını yakalayıp izlemelisin. İlk fırsatta İstanbul’a gelmek
istiyorum. Bu şehir hakkında çok şey okudum.



=====




“Sokakta tanımadığım insanların bana sarılmasından rahatsız oluyorum”



Jorge Garcia (Hurley)
-Los Angeles’tan sonra Hawaii’de yaşamak nasıl? Dizi bittiğinde buradan taşınacak mısınız?
Bahçemde bir mango ağacı var. Dünyanın en güzel plajlarından birine
yürüme mesafesindeyim. Kariyerim yeni başladı sayılır; o yüzden dizi
bitince Los Angeles’a dönmeliyim galiba.



-Dizinin sona yaklaşması sizi nasıl hissettiriyor?
Sürseydi beni bozmazdı.



-Hurley sizin için yazılmış.
Yapımcı JJ Abrams, “Curb Your Enthusiasm”i izliyormuş ve “Bu adamı
almalıyız” demiş. “Hangi rol için?” demişler. O da “Bilmem ama
almalıyız” demiş.



-Dizinin sonuna dair teorileriniz var mı?
Dördüncü sezon adadan ayrılma üzerine kurulu olduğu için bir sonraki
sezon adaya geri dönüş hikayemiz olabilir. Bence adanın hakimiyetini
isteyen Charles Witmore ile Benjamin arasında bir savaş çıkacak.



-Hurley gibi size de piyangodan para çıksa ne yaparsınız?
Hawaii’de bir ev alırım. Sonra gidip piramitleri görürüm.



-Bunları şimdi de yapabilirsiniz.
Doğru ama para çıkarsa da bunları yaparım.



-Hayranların ilgisi hoşunuza gidiyor mu?
Bana sarılmak isteyen, tanımadığım birçok insan oluyor. Bu beni biraz
rahatsız ediyor ama o kadar çok başıma geldi ki alıştım. Neyse ki uzun
süre sarılı kalınmıyor.



-Sapık hayranlar oluyor mu?
Hawaii’de evime gelen biri oldu. Halbuki evim benim sığınağım. Olayın
olduğu hafta sinirlerim bozuktu. Ağaçtan bir mangonun düşmesiyle
zıplayıp “Orada kim var?” diye bağırıyordum.



-Çok hayran mektubu alıyor musunuz?
Fena değil. Bizzat yanıtlamaya çalışıyorum. Atlası önüme koyup
mektupların gönderildiği yerleri işaretliyorum. Bazı yerlere bakıp
“Ooo, bu bölgede sokakta yürüyemem” diyorum. Bazen öyle yerlerden
mektup geliyor ki mektubun bana ulaşmış olmasına şaşırıyorum.



-Neresi mesela?
Özbekistan! Bazı insanlar hayvanlarının resmini gönderiyor. Biri
köpekleriyle beraber çekildikleri, diğeri sadece köpeklerinin resmi
oluyor mesela.



-Bunları saklıyor musunuz?
Kız kardeşim albüm yapmaya bayılır. Onları kurdelelerle falan süslüyor.



=====



“Issız bir adaya gitarımı, karımı, Josh Holloway ve Bush’u götürürdüm”



Terry O’Quinn (Johnn Locke)
-John Locke’la ortak yanlarınız olduğunu düşünüyor musunuz?
Elbette, bence sizin de vardır. “Ben bu işi yapabilir miyim?” kaygısı
bende de var. Ben de Locke gibi sabırsızım. Sihre, maneviyata inanırım.
Ben de onun gibi “Kanıtım olursa inanırım” diyenlerdenim. Locke
inançlı, daha doğrusu inanmayı deli gibi isteyen bir adam.



-Locke’ın aksiyon sahneleri için özel eğitim aldınız mı?
Hayır. Bana bir bıçak verdiler ve boş zamanlarımda bıçağı ağaçlara
fırlatarak çalıştım. Donut yemekten veya sigara içmekten iyidir. Şimdi
bu işte bayağı iyiyim. Birkaç kere bir yerlerimi kesip hastanelik oldum.



-Hawaii’de lüks bir hayat sürerken bir adada hayatta kalmaya çalışan birini canlandırmak zor olmuyor mu?
Çalışmadığım zamanlarda John Locke gibi tepelere tırmanıyorum, sahilde
yürüyorum. Güneş yakıyor, okyanusla çevreliyim. Yer aynı. Oyuncunun işi
bu zaten. Sabah çekim alanına gidiyorum, suratıma o gün çekilecek
sahneye göre kan veya toprak sürülüyor, karakterin ruh haline bürünüp
işe başlıyorum. Ayrıca elimde her şeyi çok kolaylaştıran bir senaryo
oluyor.



-Beşinci sezonun çekimlerine başlıyorsunuz. Senaryoda ne görmek istersiniz?
Kendimi! Bol miktarda John Locke görmek isterim.



-Issız bir adaya düşseniz yanınızda ne götürürsünüz?
Gitarımı, karımı, Josh Holloway(Sawyer) ve George W. Bush’u. Josh’ı
getiririm çünkü karım ona bayılıyor; böylece kendi başıma da
kalabilirim.



-George Bush niye?
Sinirlenince dövecek biri olsun diye.



-“Lost”tan sonra sizi ne bekliyor?
Kardeşimle İrlanda’da geçen bir film çekeceğiz. Adı “Land of Youth”,
annesini arayan bir adamın bu ülkeye gidişini anlatıyor. Affetmekle
ilgili bir film.



-Kimleri oynatmayı düşünüyorsunuz?
Emma Thompson ve Martin Sheen. Filmden umutluyum.



—-
Bu röportaj MELİS ALPHAN tarafından yapılmış,22 Haziran 2008 tarihli Milliyet gazetesinde yayınlanmıştır.



Not:Sevgili MELİS ALPHAN’a ulaşabilmek için herhangi bir e-mail
bulamadığım için özel iznini alamadım.Çok kısıtlı bir zamanım olduğu
içinde hemen yayınlıyorum.
Kendisine bu güzel röportajı için sonsuz teşekkürlerimi sunuyorum,ellerine sağlık.

_________________



http://s1.dosya.tc/YeniWinRARar_ivi_1189.rar.html
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://lost.forum.st

Londra LOST Zirvesi

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var: Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
 :: LOST Forum Türkiye'ye Hoşgeldiniz... :: Portal Haber -
forum kurmak | © phpBB | Bedava yardımlaşma forumu | Suistimalı göstermek | Kendi blogunuzu yaratın